[/ [/ denizsuyukasesi denizsuyukasesi@gmail.com - Blogcu


denizsuyukasesi denizsuyukasesi@gmail.com

denizsuyukasesi, nisan-mayıs 2008 sayı 32 (İçerik)

 

 

biraz kültür biraz sanat
biraz aşk biraz meşk dergisi
deniz gibi aşk gibi
ey sevgili gözlerin gibi
canlı bir organizmadır
ayda bir nefes alıp verir
asi ve düzensizdir
nisan-mayıs 2008 sayı 32

İçindekiler

…UZ GİTTİK, Zeynep Uzunbay
Sisli Günler, M. Mahzın Doğan (Günlük)
Şiir Gözetleme Kulesi, Hülya Deniz Ünal (Nerkis, Betül Yazıcı)
Kavanozda Ağlayan Kadın, Müesser Yeniay
Yük Yorgunluğu, Gökben Derviş
Şiirden Şiire – III, Ahmet Günbaş (Kitap Tanıtımı)
gül hâli, Mustafa Ergin Kılıç
pozitif kan hâli, Mustafa Ergin Kılıç
bulunmama hâli, Mustafa Ergin Kılıç
Saklı Mektup, İlker İşgören
Saklı, Erkan Kara
Yitik Harf, Eda Keskin
serçeler martıların kardeşi, Murat Koçak
Suçlu, Sevil Avşar
Bedel, DANE ZAJC, Çeviren: Nüket Hürmeriç
ağır aksak, mehmet sadık KIRIMLI
EROS'UN NEFESİ/2. SİLMELİSİN BUĞUMU, Ersan Erçelik
CLAUDIA DİRENİŞİ, Onur Behramoğlu
Belki Benim Bile Gülerdi Yüzüm, Volkan Şenkal
durmadan gökyüzü, Onur Akyıl

not: Mustafa Ergin Kılıç ve Eda Keskin’in şiirleri son kitapları yayımlanmadan denizsuyukasesi’ne gelmişti, ancak şimdi yayımlayabiliyoruz.

denizsuyukasesi@gmail.com
http://denizsuyukasesi.blogcu.com

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

nisan-mayıs 2008 sayı 32

 

    denizsuyukasesi

 

biraz kültür biraz sanat

biraz aşk biraz meşk dergisi

deniz gibi aşk gibi

ey sevgili gözlerin gibi

canlı bir organizmadır

ayda bir nefes alıp verir

asi ve düzensizdir

 

nisan-mayıs 2008 sayı 32

 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

denizsuyukasesi mart 2008 sayı 31

 

 

Şirin elleri, ellerin şiirleri!..

Nereden bakarsanız bakın, parmak uçlarından ak kâğıtlara akan sözcükleri, sahibinin kendine özgü kıvrımlarıyla merak edersiniz sonuçta!

Aslında yazılı tarih içindeki kimliğiyle öne çıkar insanoğlu. Şiir de öyle... Sözelden yazıya dökülürken, anonim yaratılardan başlayarak şairin bireyselleştiği sürece değin el yazısıyla dikilir karşımıza.

Daktilodan bilgisayara pek değişmez bu farklılık. Şairi esinleyen ilk kımıltıda el yazısının izleri vardır her zaman. Bir şiirin el yazılı haline gitmek, kestirmeden şairine ulaşmakla, hatta dokunmakla eşanlamlıdır.

Biz, bu sayıda İzmirli şairlerle sınırlı kalsa da şairine dokunmayı hedefleyerek, el yazılı şiir öbekleri koyduk önünüze.

Ardında şairinin gülümseyen portresini görmeye çalışarak, bir fotoğraf albümü gibi duyumsayın el yazılı dizeleri. 

Kim bilir, belki de ortak bir fotoğraf karesi çıkacak karşınıza! Saklanmaya, göz gezdirmeye değer...

En azından çağdaş bir fotoğraftır bu, böyle biline!

Yaşarken yüz yüze baktığımız!..

 

denizsuyukasesi

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

güneşcildir göz/cüldür güneş

 

 

güneşcildir göz

cüldür güneş

 

uluer aydoğdu

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

JE ME SOUVİENS... HATIRLIYORUM

 

 

JE ME SOUVİENS... HATIRLIYORUM

Hatırlıyoruz, çünkü Umberto Eco’nun Açık Yapıt’da söylediği gibi “Fiziksel anlamda bellek, bir kayıt almadır...” Bütün düzenlenmeler böyledir. Kitaplar, binalar, antolojiler… Bu anlamda her şeyden önce hatırlayarak unutmadığımızı gösteririz. Bu elbette yine Eco’nun dediği gibi “Bizim nedensel ilişkiler kurmamıza, olguyu yeniden saptamamıza yardımcı olur.” Nedir bu olgu? Birilerinin ‘tarihin sonuna gelindiğini’ söylediği günümüzde kapitalizm gerçeğine karşı, bütün olumsuzluklara rağmen hiç bıkmadan, inatla ‘biçimlenen’ yeni, başka, öteki bir dünya umudu ve çabasıdır. Bu ‘biçimlenim’ baskılara, şiddete, zorbalıklara rağmen genel gidişattan bir ‘sapma’ olarak karşımıza çıkar. Kuşkusuz egemen düzen bu ‘sapmaya’ karşı geçmişte olduğu gibi günümüzde de bütün gücüyle saldırmakta, bu doğrultuda yeni yöntem ve beceriler geliştirmektedir ve doğal olarak gidişatın değişmeyeceği şeklinde bir umutsuzluğa yol açmaktadır. Tarihin sonuna gelindiğini söyleyenler herhalde egemen düzenin baskı ve şiddetindeki genel artıştan yola çıkarak böyle bir saptamayı yapmaktadırlar, ama Hans Reichenbach’ın son derece basit bir biçimde açıkladığı gibi egemen düzenin gücündeki artış, başka süreçlerin bir araya gelerek olasılık dışı davranmasını, yani olasılığı tersine çevirmesini dışlamaz. Bu yüzden egemenin unutturmaya çalıştığı ne varsa biz hatırlayacağız.

(Denizsuyukasesi, Ekim-Kasım 2003 Sayı 1)

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı